Aldırma Gönül – Selda BAĞCAN
Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Dışarıda deli dalgalar Gelip duvarları yalar Seni bu sesler...
Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Dışarıda deli dalgalar Gelip duvarları yalar Seni bu sesler...
Sana hasret sana vurgun gönlümüz Neredesin mavi gözlüm nerde Bu gemi bu Karadeniz Sarı saçlım mavi gözlüm Nerde nerde nerdesin...
Geçmedi yâre sözümüz Yollarda kaldı gözümüz Yere sürüldü yüzümüz Böyleymiş kara yazımız, hey Yere sürüldü yüzümüz Böyleymiş kara yazımız, hey...
Bir yanımı sardı müfreze kolu Bir yanımı sardı Varilcioğlu Beşyüz atlıyla kestiler yolu Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz. Sene 1341 mevsime...
Mevla’m gör diyerek iki göz vermiş Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı? Dura dura bir sel oldum erenler Bilmem çağlasam mı...
Ah Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz...
Uzağım yanan dağlardan Ölümler ortasındayım Sevda uçmuş ellerimden Hasretler deryasındayım Bir düş uçuracağım bu yasaklı diyardan Yüreğimi verek kanatların...
Yok olunca babacığım kavga dövüş yeryüzünden Barışı dünyaya sığdıramazsan Dünyayı barışın içinde sakla Bir de sevgi babacığım aşarsa insan...
Bir şafaktan bir şafağa Bir akşamdan bir akşama Merhaba demeden daha Bu gitmeler gitmek değil Eğil salkım söğüt değil...
Bir şarkın olsun dudaklarında Yitirme sakın yürekliliğini Güneşin olsun gönlünde Ve her şey iyi olacak Kar bile yağsa ya da...
Bitlis’te beş minare Beri gel oğlan beri gel Yüreğim oldu yâre Beri gel canan beri gel İsterem yanan gelem Beri...
Size söyleyecek bir kaç sözüm var Duyup tutmazsanız size yazıktır Bu yola girmesin hey hey fesat fitnekar Lekelenir adımız bize...